7 Nisan 2018 Cumartesi

Yakıştırmak ve yakıştırmamak

Bazı insanların ağır bir suçla itham edilmesine çok şaşırmazken bazılarının aynı suçla itham edilmesi bizi çok şaşırtır. Bunun en geçerli sebeplerinden biri, kimine yakıştırabileceğimiz suçları kimine yakıştıramamamızdır. Bazısı ve kimisi üzerinden gitmek yerine iki isimle devam etmek istiyorum.

Sam: Suçlu olduğunu duyunca şaşırmadığımız
Tom: Suçlu olduğuna şaşırdığımız.

Düşünün ki ikisi de silah kaçakçısı olmakla suçlanıyor. Araçlarında silah bulunup tutuklanmışlar.

"Sam'in tutuklandığını duyduğumuzda, aaa yapmış olabilir.
Tom'un tutuklandığını duyduğumuzda ise, yok canım bu işte farklı bir şey vardır o asla öyle bir şey yapmaz." şeklinde tepki verebiliriz.

Aslında insanlara dair önceden var olan yahut var olduğunu zannettiğimiz bilgiler dahilinde onları yargılamış oluyoruz. Farklı sözlerle ifade etmek gerekirse, suçu yakıştırıyoruz ya da yakıştırmıyoruz. 

Evet, önceden elde ettiğimiz tecrübelerle yargılıyoruz. Peki hiç düşündünüz mü tecrübelerimizde yanılma payımızın oranını? Yahut, bizim olaylara objektif yaklaşma oranımızın düşük olduğu ihtimalini düşündünüz mü?

Çok mu kolay asıp kesmek insanları? Belki tam tersine Sam suçsuz, Tom ise suçlu. Belki Tom bizden hep sakladı kötü olan yüzünü ve ikili oynadı. Oysa Sam'in her şeyi ortada diye şüphe çekmiş olabilir. Neden olaylara farklı yönlerden bakmayız ki anlayamıyorum. Bu akıl bize neden verildi, eğer kullanmayacaktıysak?