Bir şeyleri mantığa bürüme çabamız vardır sürekli. Yani kabullenmek istemediğimiz meseleleri, kabullenebilmek için bahaneler üretme eğilimimiz de denebilir bu mantığa bürüme işine. Kurgular insan, canını yakmayacak ya da en az yakacak şekilde anlamlandırarak kurgular. Var olmayan sebepler üretir, üretir ki inanabilsin kurgularına. Vee tabii ki kabullenebilsin olup biteni.
Kurgulama evresi bitince, test de etmek ister bu kurgular doğru mu diye. Bunları test edince, yönelttiği sorular ya da kullandığı yöntem de kurgularla bağlantılıdır. Objektif hiç değildir. Test ettiğini zanneder; ancak gözünün önünde olanı göremeyecek kadar inanmıştır kurgularına. Test edip de doğrulandığını düşündüğü kurguları daha da çok benimser.
Sonra ne mi olur?.... Yüzleştirilir gerçeklerle ve de hiçbir kurgusunda gerçeklik payı olmadığını anlar. Anlar demek biraz hafif kalır, o yüzden gözüne sokarlar kurguların yalan olduğunu. Onca zaman, inandığı her şeyin yıkıldığına mı yoksa tutunacak hiçbir dalı kalmamasına mı yanmalı yahut neleri neleri bu süreçte kaybettiğine mi ...?