16 Mayıs 2018 Çarşamba

Biliyormuş gibi yönlendirmek


Biliyormuş gibi yönlendirmeden kastım; kişinin yeterince bilgi sahibi olmadan başka bir kişiyi yönlendirmeye kalkışması. Bu durum daha çok ikili ilişkilere üçüncü kişinin müdahalesi esnasında görülen bir durum diye düşünüyorum. Burada da meseleyi ikili ilişkiler üzerinden hikayeleştirerek  anlatacağım. 

Ayşe'nin Ahmet'le bir ilişkisi var. Her şey yolunda gidiyor. Birbirlerini az çok tanıyorlar ve mutlular. Etraflarındakilere de bahsetmek istiyorlar, içinde bulundukları ilişkiden. Bir şeyler bu noktada kopmaya başlayabilir. Aslında kopmamasını güçlenmesini bekliyorlardır; ama her kafadan bir ses çıkıyordur. Üçüncü olan kişiler tanımadıkları halde, belki de sadece gördükleri bir fotoğraf üzerinden Ayşe'ye Ahmet sana göre biri değil, Ahmet'e de Ayşe sana göre değil diyebiliyorlar. Eee bizim akıllılar da bundan etkilenebiliyorlar. Bir boşluk açılmış oldu ilişkilerinde; çünkü başkalarının söylediklerinden etkilendiler bir nebze de olsa.

Neyse devam ediyor her şey, birbirlerine kafalarında oluşan soru işaretlerinden bahsetmiyorlar. Kendi kendilerine süreçle bir cevap bulacaklarını düşünüyorlar; ancak o etkilenme sonrası davranışları, eskisi gibi olmadığından karşı taraf yolunda gitmeyen bir şeyler olduğundan şüphe duymaya başlıyor. Bu şüphe de onu belki de yanlış bir şeyler yapmaya itebiliyor. Yanlış bir şeyler derken hemen aldatma  gibi algılamayın, kastettiğim o değil. Olan biteni daha çok kurcalama, her şeyin altında bir sebep arama, güven konusunda sorun yaşama gibi şeyler diye düşünebilirsiniz. Tabii bunlar da bir süre sonra başka sorunlara yol açmaya başlıyor.

Bir tartışma geçiyor aralarında, içlerinden biri bir yanlış yapmış olduğundan diyelim. Tartışma sonucu iki taraf da kötü hissettiğinden ve olan biteni net göremediğini düşündüğünden bir başkasının tavsiyesine başvuruyor. Ahmet'in Ayşe'yi, Ayşe'nin de Ahmet'i tanıdığının %10'u kadar bile onları tanımayan insanlar yargısız infazda hiç gecikmiyorlar. Bizim Ahmet'le Ayşe de öyle bir dolduruşa geliyorlar ki belki de birbirlerinin savunma yapmalarına bile izin vermiyorlar. Hiç de onlar benim kadar onu iyi tanımıyorlar diye düşünmüyorlar. 

Harcıyorlar birbirlerini, çok mutlu olabilecekken başkalarının etkisiyle yıkılıyor onca güzel şey. Geriye ise yaralı kalpler kalıyor. Aslında olgun iki insan olsa Ahmet ile Ayşe, evet başkalarına danışırlar ama onların söylediklerine göre hareket etmezler. Farkında olurlar yorum yapanın karşılarındakini onlar kadar iyi tanımadığının. 

Unutmayın etrafınızdaki insanlar, kendi tecrübelerine, dünyayı algılayış biçimlerine ve de sizinle olan ilişkilerine göre yargılarlar sevdiğiniz kişiyi. Her tecrübe bir diğeri için geçerli olmaz. Her insan biriciktir. Mesela anneniz yahut arkadaşlarınız, evlenmek istediğiniz kadını sırf sizi onunla paylaşmak istemedikleri için objektif olarak yargılayamazlar. Harcamayın insanları, olgunca davranın. Unutmayın sizin, karşınızdakini tanıdığınız kadar bir başkası tanıyamaz, hatta o kişinin en yakın arkadaşı bile tanıyamaz. Çünkü her ilişkinin dinamiği, o ilişkiyi yaşayan iki kişiye bağlıdır. 

El hasıl, kimseyi biliyormuş gibi yönlendirmeyin ve sizi biliyormuş gibi yönlendirmeye kalktıklarında da ince eleyip sık dokuyun ve de karşınızdakini sizin tanıdığınız kadar tanımadıklarını unutmayın

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder