Gerçeklerle yüzleşmek ağır olabilirdi onun için. Bir yandan korkuyordu, bir yandan da gerçekleri hiçbir zaman kendi kendine bulamayacağını biliyordu. Gerçek diye karar vereceği her şeyin, gerçek olup olmadığından hep şüphe duyacaktı. Sorularına cevap almadığı sürece ise kurguların içinde boğulmaya devam edecekti.
Gözü bir anda, eski mektupların yer aldığı kutuya ilişti. Son yaşanan kötü olaylardan hemen öncesinde ne kadar da güzel şeyler yaşandığını anımsattı mektuplarda yazanlar. Nasıl o güzel yaşamdan bir anda bu noktaya gelinmişti anlayamıyordu. Bu ise onu, bir daha derinliklere götürecekken son olanları tekrar zihninden geçirdi. Yorulduğunu hissetti, hem de çok yorulduğunu. Yorgunluk onu, artık pes etme noktasına getirmişti. Bundan sonra, soruların cevapları ona hiçbir şey ifade etmeyecekti. Aldı odadan son kalan eşyalarını da ve sessizce gitti, günlerdir içinde yaşadığının bile bilinmediği/önemsenmediği evden. Ses çıkarmamaya çalışması da boşunaydı; çünkü sesini duyabilecek kimse kalmamıştı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder